SUPERBIA (KİBİR)
Yeryüzündeki en kibirli yaratıktın
sen. En sevmediğim yanındı bu, en korktuğum ya da. Okuduklarımdan bilirdim
çünkü kibir insanın sonunu getirir, kibir insanları ayrı koyar. Kibrinden
aramaz insanlar özlese bile. Ben seni ne zaman özlesem, hep aklıma gelirdi
öteki yüzün, korktuğum oydu. Seni değil, ama kibrini sevmediğim zamanlar oldu.
Değişen bakışların ve anların vardı senin. Seni ayakta tutan da belki de buydu.
Güçlüydün ya, kırılmıyordun hani, sevmiyordun da, hepsi kibrindendi.
AVARITIA (HIRS)
Kendime yenildim bu sefer. Bile bile
oynadım bu oyunu, senin oyunundu bu oysa. Senin kim olduğunu bile bile oynamaya
çalıştım. Benim ne olduğumu bile bile. Başka sonlar yazmış mıydım kafamda?
Başka hikâyelere inandırmış mıydım hastalıklı beynimi? İçten içe değişeceğine
de mi ihtimal vermiştim yoksa? Saflığımdan mı yoksa hırsımdan mı yaptım bunu
bilemedim. Çok mu istedim seni? Küçük çocuklar gibi, şeker ya da oyuncak ister
gibi hani. Makul şeyler isterse çocuklar alır ya anneler, sen makul değil
miydin bana yoksa?
Kendi kendime kurduğum bir hayaldin,
bunca yıl sonra anlıyorum bunu. Ama en kıymetli hayalimdin. Kendi kendini
yıktın, hırsından. Kendi kendimi yıktım, hırsımdan.
LUXURIA (ŞEHVET)
Morfindi senin öpüşün. Sırtın bir
yıldız haritası, bakışların çocuktu. Ben seni sevdim. Şehvetine mi kapıldım
yoksa sende gördüğüm boşluğa şehvet mi doldurdum kendimce bilemiyorum artık.
Gidemedim senden uzağa. Kalamadım senden uzakta. Çıkaramadım seni aklımdan.
Yıllar sonra kaldığı yerden değil, yeni baştan başlamasını diledim. Kapıldım rüzgârına.
Fakat rüzgârına rüzgâr katıp beni alabora edeceğini hesaba katmam gerekirdi. Ne
yazık ki seni fevkalade iyi tanıyor olmama rağmen, görmezden geldiğim çok
özelliğin vardı.
INVIDIA (KISKANÇLIK)
Daha önce hiç söylemedim bunu sana.
Deli gibi kıskanırdım seni. Kimse seni sevmesin diye dilerdim içten içe. Sen
kimseyi sevme diye dilediklerimin beni de içine kattığını çok sonradan gördüm.
Buna rağmen bekledim seni. Başkalarını sevmiştim, başkalarını unuttum.
Başkalarıyla mutluydum hâlbuki başkalarını kendimden uzaklaştırdım. Herkesten
kaçıp hep sana geldim, sana sığınmaya. Ama senin kimseye kollarını açmaya
niyetin olmadığını her gördüğümde aslında bu sahneyi daha önce kaç defa daha
yaşadığımı hatırladım. Yapında sevmek yoktu senin, sevgisiz değilsin ama
yapında, yaratılışında sevgi üzerine kurulu bir şeyler yok. Tutkuyla
sarılmıyorsun yaptıklarına mesela. Ama evet seni hep kıskandım; pek çok
anlamda. Senin gibi olmayı da kıskandım mesela. Duyarsız olmanı. Bu sayede hiç
kırılmıyor olmanı.
GULA (AÇGÖZLÜLÜK)
Sana her geri dönüşüm hep
açgözlülüğümden işte. Her defasında yeniden inanışım, kendimi inandırışım bu
yüzden. Sevgiye açım ben, sevilmeye. Hep daha fazla, hep daha yıkıcı, hep daha
tüketici aşklar aradım. Hepsi sende vardı, senden ileriye gidememem bu yüzden.
IRA (ÖFKE)
Öfkemdi belki de seni sevmeye devam
etmemi sağlayan. Sana değil, kendimeydi aslında. Her şeye rağmen, onca seneye,
onca tecrübeye rağmen, tek bir adım dahi ilerleyememiş olduğumu keşfettiğim
andaki öfkem, hep kendimeydi. Hep daha fazla kırılmak, hep daha fazla kanamak
için sana geri dönmüş, yeniden almıştım hayatıma seni. Sonuçlar değişmezdi
hiçbir zaman, tecrübelerim hep aynı. Neden hep cellâdıma geri dönerdim peki?
Neden daha fazla kırılmak istedim? Neden beni senin kırmanı istedim? Şimdi
yavaş yavaş görüyorum bunun cevabını: hep daha fazla kırılmak için hep sana
geldim çünkü beni her seferinde en büyük ve en fazla senin kıracağından
emindim. Değişemeyeceğini, hep aynı kalacağını, hep bildiğim kişi olacağını
kabullenmiştim. Bunları kabullenmiş olmama rağmen yine hep sana, dudaklarına
gelirdim. İşte bu yüzden kendi kendimi yok ettim.
ACEDIA (TEMBELLİK)
Benim senden gidemeyişim, senin beni
sevemeyişin hep tembelliğimizdendi sanırım. Sen hep bildin, sevilmek için benim
varlığımı. Ben hep bildim, sevmeyeceğini beni. Yine de yollarımız kesişti.
Neden?
“Sırtın bir yıldız haritasıysa eğer,
ben her öptüğümde yeni ve parlak bir yıldız konsun.
Konsun ki sen beni bil ve hatırla.
Çünkü inanırız ki, yıldızlar biz görmesek de ordadırlar.
Uykundan uyandığın o ilk huzurlu anında
Hayattaki her şeyden uzak,
Hayattaki her şeyden başka
Umudun varsa bir anlığına,
Ve aklına gelirsem bundan sonra, hatırla:
Bizim için hala umudum vardı,
Ben her öptüğümde,

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder