23 Haziran 2013 Pazar

SALIGIA



SUPERBIA (KİBİR)
Yeryüzündeki en kibirli yaratıktın sen. En sevmediğim yanındı bu, en korktuğum ya da. Okuduklarımdan bilirdim çünkü kibir insanın sonunu getirir, kibir insanları ayrı koyar. Kibrinden aramaz insanlar özlese bile. Ben seni ne zaman özlesem, hep aklıma gelirdi öteki yüzün, korktuğum oydu. Seni değil, ama kibrini sevmediğim zamanlar oldu. Değişen bakışların ve anların vardı senin. Seni ayakta tutan da belki de buydu. Güçlüydün ya, kırılmıyordun hani, sevmiyordun da, hepsi kibrindendi.

AVARITIA (HIRS)
Kendime yenildim bu sefer. Bile bile oynadım bu oyunu, senin oyunundu bu oysa. Senin kim olduğunu bile bile oynamaya çalıştım. Benim ne olduğumu bile bile. Başka sonlar yazmış mıydım kafamda? Başka hikâyelere inandırmış mıydım hastalıklı beynimi? İçten içe değişeceğine de mi ihtimal vermiştim yoksa? Saflığımdan mı yoksa hırsımdan mı yaptım bunu bilemedim. Çok mu istedim seni? Küçük çocuklar gibi, şeker ya da oyuncak ister gibi hani. Makul şeyler isterse çocuklar alır ya anneler, sen makul değil miydin bana yoksa?
Kendi kendime kurduğum bir hayaldin, bunca yıl sonra anlıyorum bunu. Ama en kıymetli hayalimdin. Kendi kendini yıktın, hırsından. Kendi kendimi yıktım, hırsımdan. 

LUXURIA (ŞEHVET)
Morfindi senin öpüşün. Sırtın bir yıldız haritası, bakışların çocuktu. Ben seni sevdim. Şehvetine mi kapıldım yoksa sende gördüğüm boşluğa şehvet mi doldurdum kendimce bilemiyorum artık. Gidemedim senden uzağa. Kalamadım senden uzakta. Çıkaramadım seni aklımdan. Yıllar sonra kaldığı yerden değil, yeni baştan başlamasını diledim. Kapıldım rüzgârına. Fakat rüzgârına rüzgâr katıp beni alabora edeceğini hesaba katmam gerekirdi. Ne yazık ki seni fevkalade iyi tanıyor olmama rağmen, görmezden geldiğim çok özelliğin vardı.

INVIDIA (KISKANÇLIK)
Daha önce hiç söylemedim bunu sana. Deli gibi kıskanırdım seni. Kimse seni sevmesin diye dilerdim içten içe. Sen kimseyi sevme diye dilediklerimin beni de içine kattığını çok sonradan gördüm. Buna rağmen bekledim seni. Başkalarını sevmiştim, başkalarını unuttum. Başkalarıyla mutluydum hâlbuki başkalarını kendimden uzaklaştırdım. Herkesten kaçıp hep sana geldim, sana sığınmaya. Ama senin kimseye kollarını açmaya niyetin olmadığını her gördüğümde aslında bu sahneyi daha önce kaç defa daha yaşadığımı hatırladım. Yapında sevmek yoktu senin, sevgisiz değilsin ama yapında, yaratılışında sevgi üzerine kurulu bir şeyler yok. Tutkuyla sarılmıyorsun yaptıklarına mesela. Ama evet seni hep kıskandım; pek çok anlamda. Senin gibi olmayı da kıskandım mesela. Duyarsız olmanı. Bu sayede hiç kırılmıyor olmanı.

GULA (AÇGÖZLÜLÜK)
Sana her geri dönüşüm hep açgözlülüğümden işte. Her defasında yeniden inanışım, kendimi inandırışım bu yüzden. Sevgiye açım ben, sevilmeye. Hep daha fazla, hep daha yıkıcı, hep daha tüketici aşklar aradım. Hepsi sende vardı, senden ileriye gidememem bu yüzden. 

IRA (ÖFKE)
Öfkemdi belki de seni sevmeye devam etmemi sağlayan. Sana değil, kendimeydi aslında. Her şeye rağmen, onca seneye, onca tecrübeye rağmen, tek bir adım dahi ilerleyememiş olduğumu keşfettiğim andaki öfkem, hep kendimeydi. Hep daha fazla kırılmak, hep daha fazla kanamak için sana geri dönmüş, yeniden almıştım hayatıma seni. Sonuçlar değişmezdi hiçbir zaman, tecrübelerim hep aynı. Neden hep cellâdıma geri dönerdim peki? Neden daha fazla kırılmak istedim? Neden beni senin kırmanı istedim? Şimdi yavaş yavaş görüyorum bunun cevabını: hep daha fazla kırılmak için hep sana geldim çünkü beni her seferinde en büyük ve en fazla senin kıracağından emindim. Değişemeyeceğini, hep aynı kalacağını, hep bildiğim kişi olacağını kabullenmiştim. Bunları kabullenmiş olmama rağmen yine hep sana, dudaklarına gelirdim. İşte bu yüzden kendi kendimi yok ettim.

ACEDIA (TEMBELLİK)
Benim senden gidemeyişim, senin beni sevemeyişin hep tembelliğimizdendi sanırım. Sen hep bildin, sevilmek için benim varlığımı. Ben hep bildim, sevmeyeceğini beni. Yine de yollarımız kesişti. Neden?

“Sırtın bir yıldız haritasıysa eğer,
ben her öptüğümde yeni ve parlak bir yıldız konsun.
Konsun ki sen beni bil ve hatırla.
Çünkü inanırız ki, yıldızlar biz görmesek de ordadırlar.

Uykundan uyandığın o ilk huzurlu anında
Hayattaki her şeyden uzak,
Hayattaki her şeyden başka
Umudun varsa bir anlığına,
Ve aklına gelirsem bundan sonra, hatırla:
Bizim için hala umudum vardı,
Ben her öptüğümde,
Sırtının yıldız haritasını.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder