Beni böyle kırgın, beni böyle kırık yapan sensin. Hep sendin.
Ne zaman seni hatırlasam, ne zaman seni ansam hep kırılırım ben. Hep üzülürüm. Hep kaçarım o anılarımdan. İroni burda esasen, seni hatırlamayı ne kadar çok sevsem de her seferinde daha yalnız, her seferinde daha güçsüz hissederim kendimi.
Seninle konuşamayız biz. Sen konuşmayı sevmezsin, konuşmak en başarılı olduğun özelliğin değil. Ne zamanki seninle konuşmaya çabalasam aramıza koyduğun dağlar, mesafeler olur. Yine benden uzaklaşırsın. Kendi başıma kendim sararım bu belayı.
Ama bende susamam hiç. Bilirsin beni, hep konuşma, hep dinleme peşindeyim. İnsanları tanımayı severim. İnsanları anlamayı. Kararlar ve fikirlerin altında yatan tecrübeleri bilmeyi severim. Bir insanı tam olarak tanımak hayali peşindeyim hep. Senin kırgınlıklarını, sevinçlerini, acılarını, önyargılarını bilmek peşinde bir ömür harcadım. Sen tanıdığım en sessiz, en içine kapanık insandın. Sen beni hep yalnız bıraktın.
Ama değişmedim ben. Hala seni tanımayı, hala seni anlamayı istiyorum. Sen daha konuşmadan bakışlarından seni bilmeyi istiyorum. Sevişirken nelerden hoşlanırsın bilmeliyim. Seni en çok ne kızdırır, kızgınken ne mutlu eder bilmeliyim. Seni her yönünle tanımalıyım gibi geliyor. Bu yüzden gidemiyorum senden uzaklara. Sana muhtaçmış gibi hissetmem bu yüzden. Sanki gitsem ve seni yarım yamalak tanımış olsam her şey paramparça düşecekmiş, her şey kırılacakmış gibi geliyor. Oysa yeterince kırgınlık var hayatımda. Yeterinde.
Şimdi, seni ne kadar çok özlesem de söyleyemem. Söylememem gerekir çünkü. Söylersem gidersin, kaçarsın yine. Söylersem uzaklaşırız. Söylersem hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Söylersem değişirsin. Söylersem beni değişmeye zorlarsın. Ama seni özlüyorum. Seni her gün özlüyorum. Seni her gün, bir öncekinden daha çok özlüyorum.
Evet, her şeye, tüm yaşadıklarımıza rağmen.
Evet, seni hala seviyorum.
Hayır, bundan hiç kuşkum yok ama korkuyorum. Çok korkuyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder